Yaşasın 1 Mayıs, Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz!

Pandemi gerekçesi ile kitlesel mitinglerin yasaklı olduğu iki yıllık bir dönemin ardından 1 Mayıs 2022 alanlarda kutlanacak. Ancak geçtiğimiz iki yılın şeceresini dökmek istesek en yakıcı sorun maalesef kitlesel mitinglerin yasaklı olması değil. Belki de en önemlisi derinleşen yoksulluğun cehenneme çevirdiği emekçilerin yaşamı. Güvencesizlik, işten atılma tehdidi, yoğun çalışma süreleri, konut, gıda, ulaşım gibi insanca yaşam için ihtiyaç duyduğumuz her şeye yapılan kontrolsüz zamlar milyonlarca insanı adeta cehennemin içerisine tutsak etti. Özellikle geçtiğimiz yaz tanık olduğumuz orman yangınları, Marmara Denizi’ndeki müsilaj doğanın yok edilişinin oldukça dramatik sonuçları olarak hala hafızalarımızda yer tutuyor. Pandeminin hemen başında Avrupa ile yapılan kirli pazarlık masasında elini güçlendirmek için iktidarın sınırlara sürdüğü mülteciler her geçen gün artan ırkçılığın, Altındağ’da yaşandığı gibi kitlesel linçe dönüştüğü görüntüleri ile karşılaştılar. Kadınlar için de durum daha iç açıcı olmadı, İstanbul sözleşmesinin kaldırılması ile kadın katliamlarını iyice meşru bir zemine oturtan iktidar birçok kadının şiddete maruz kalmasına, katledilmesine neden oldu. Uzun zamandır toplumun her kesiminin bu derece mağdur edildiği başka bir dönem yaşamadık, pandemide sermaye dışında tüm toplumsal grupların mağduriyetleri adeta katlanarak arttı.

Umut etmenin ciddi emek harcayarak mümkün olduğu şu günlerde yaşadığımız günleri daha dramatik kılan gerekçelerden biri geleneksel muhalefet mekanizmalarının neredeyse işlevsiz ve maalesef kimi zaman işbirlikçi halini almış olmaları. Ne ana muhalefet partisi, ne sendikalar toplumun en meşru taleplerini yükseltebiliyor. Daha kötüsü tek suçları suskunlukları değil, yok saydıkları, gözden düşürmeye çalıştıkları ve hatta sırt döndükleri direniş örnekleri mevcut.

Ocak ayında başlayan ve devam eden işçi direnişleri dalgasının büyük bir bölümünde resmi sendikaların ve konfederasyonların direnişleri kitlesel ve birleşik mücadeleye dönüştürmek yerine, çoğu yerde direnişlerin sönümlenmesine, işçilerin derin hayal kırıklıkları yaşamasına sebep olduğunu biliyoruz. Bunun yanında, bağımsız sendikaların ve işçilerin kendi öz örgütlülüklerinin direnişlerin asıl öncü kuvveti olduğunu görebiliyoruz. Bu bize düzenin bozulmasından, işçilerin direnişinden zararlı çıkacak yozlaşmış sendikal yapıların da değişmesi gerektiğini gösteriyor. Başka türlü bir sendika ve sendikacılık anlayışının inşası için de mücadeleyi büyütmemiz gerekiyor. Kadın işçilerin taleplerini dile getirebileceği, söz ve karar hakkına sahip oldukları, işçilerin ihanete uğrama korkusu yaşamadan direnişleri sonuna dek sürdürebilecekleri, direniş süreçlerinin bir okula dönüştürüldüğü, toplumsal dayanışma pratiklerinin inşa edildiği bir sendikacılık. İşkolları üzerinden ayrı ayrı parçalara bölündüğümüz, kimimizin işçiliğinin dahi farkında olmadığı bir zamanda bütüncül bir sendika anlayışı. 1 Mayıs’a giderken, işçi sınıfının mücadelesini yükselten bir sendikal hareketin imkânları üzerine kafa yormak zorundayız.

Tüm bu karanlık tablo direnmenin her zamankinden daha zor olduğu koşullar yaratmış olmasına rağmen direnenlerin sesini tamamen kısmayı beceremedi. Pandemi sonrası üniversitelere dönen öğrenciler en zaruri ve temel haklarını elde edebilmek için parklarda yatarak barınma taleplerini dile getirdiler. Kadınlar tüm yasaklamalara rağmen 8 Mart’ta sokaklardan vazgeçmediler, işçiler iktidarın, patronların ve hatta sendikaların kurdukları şer üçgenine boyun eğmediler. Tüm direniş örneklerinin en dikkate değer tarafı ise toplumun geniş kesimleri tarafından sahiplenilmesi oldu. Hareketin değil ama umudun yeşerme hızı, bir anda ortaya çıkan bir direnişin mayasının tutabileceğine dair en güçlü emare. 

2022 1 Mayıs’ına değiştirme iradesini güçlendirmeye her zamankinden daha çok ihtiyaç duyduğumuzu bilerek giriyoruz. Heybemizde hem yoksulluk hem umutla yürüyoruz ve ne yoksulluk paydasında ne umut paydasında yalnız değiliz. Gelecek güzel günleri anımsatan en küçük direnişi güçlendirmek ve dayanışmayı büyütmenin sorumluluğu ile herkesi 1 Mayıs’ta alanlara çağırıyoruz.

Yaşasın 1 Mayıs, yaşasın örgütlü mücadelemiz!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s