Bir KHKlının İzlenimleri – Ömer Bilal Karakaya

İnsan hayatının en yakıcı anlarından birisi yalnız kalması olsa gerek ya da yalnızlığına, başına gelenlere etrafındaki inandığı ve güvendiği kişilerin sessiz kalması olmalı. Daha da dehşetlisi boşluğa düştüğünde tutunup destek alacağını düşündüğü zeminlerin yalnız bırakmasıdır. Arada görüştüğüm KHKlı arkadaşlar ise bu durumu, yazan, çizen kanaat önderlerinin sessizliğinin en yıkıcı darbe olduğunu vurgulayarak anlatıyorlar.

Eskiden iflas etmiş zenginlerin intiharlarını tuhaf karşılardım. Sonra bu intiharların esas sebebinin iflasın sonrasında arkadaşlarının kendisine acıyarak bakacağını düşünen insanın, bu duruma katlanamayacağını ve bu katlanılmaz durumu her yerde yaşayacağını düşünmesine bağladım.

Benzer duyguları 200 bin kadar KHKlı da yaşamıştır. Burada bir KHKlının ne gibi şeyler yaşadığını, başımdan geçen bazı olaylardan bahsederek açıklayayım.

KHKlı olduğunuz anlaşılınca kimi bakışlar sizin için “İyi insan ama acaba nasıl bulaştı bu tür işlere” şeklinde oluyordu. Ya da “Ne olacak bunun hali, cezaevine girer mi, ailesi parçalanır mı, aç kalırlar mı?” soruları bazı bakışlardan çok belli oluyordu.

Bazıları ise biraz da acıyarak ”En sonunda dönersiniz, sen onlardan değilsin nasılsa“ diyorlardı. Bu gibi görüntüler, iktidarın kendi kitlesini ve hatta muhalif partileri, sendikaları, yazarları, milyonları ve uluslararası mecraları ikna sürecinin sonuçlarıydı.

***

15 Temmuz rüzgârının etkili olduğu günlerdi, Pendik’te evime yakın olduğundan, bir sendikada bir avukatın KHK mağdurlarıyla bilgilendirme toplantısı yapılacağını duyup katılmıştım.

Gelenler bağlı oldukları sendika yüzünden ihraç edilmiş ve haklarında dava açılmış öğretmenlerdi. Avukat “Şaşırmayın burası Ortadoğu. Şafak vakti kapanız kırılıp hapse götürebilirsiniz.” deyince salonda bulunanların çoğu büyük şaşkınlık yaşadılar. Hatta bazılarının yüzleri kireç gibi olmuştu. Muhtemelen ilk defa devlet şiddetinin bu tarafına şahit olmuşlardı. Edindiğim ve hissettiğim ilk izlenim şöyleydi; salondakiler kendilerini hayattan dışlanmış ve büyük bir boşluğa düşmüş hissettiler. Çünkü kendilerine hiçbir çıkış kapısı sunulmuyor, özel sektörde dahi çalışmalarına engel çıkarılıyor ve vebalılarmış gibi sivil ölüme mahkûm ediliyorlardı. Zaman içinde görüldü ki yaşadıkları ve kendileri gibi olanlar için uygulananlar sadece bunlarla kalmıyordu; hapiste işkence, yakın çevrelerinden bile aforoz edilerek yalnızlaştırılmaya kadar vardı, başlarına gelenler. Bununla birlikte davalarını alacak olan avukatın KHKlı oldukları için indirim yapacağını söylemesi başka bir mide bulandırıcı görüntüydü. Hemen birkaç hafta sonra başka bir dernekte benzer bir söyleşi arasında bir arkadaşım “Biz seni tanıyoruz ama yanında gelenler biraz filanlara benziyor, yok böyle şey değil mi ?” diye sormuştu.

***

Yaşadıklarımızı dayanışma ile aşmak için KHKlılar ve kooperatifçilik konusunda tecrübeli kişilerle bir dayanışma çalışmasına katılmıştım. Bu dönemde yukarıda bahsettiğim can sıkıcı sahnenin benzerini Fatih Akıncılar Derneği’nde yaşadık.

Derneğe yaptığımız ziyaret hoş sohbetle başladı. Hoş geldiniz faslı bitip ziyaretimizin esas sebebi olan dayanışma talebimizi ilettiğimizde ise oldukça can sıkıcı bir konuşma ile karşılaştık. Derneğin yöneticisi bize dönerek “Siz ne yaptınız ki hala göreve iade edilmediniz?“ gibi bir soru sordu. Ben de “Sosyal medya paylaşımlarımı bahane etmişler” dedim. Tabi dehşet cevabını verdi: Kendilerine başvuran KHKlıları OHAL komisyonundan göreve iadelerini sağladıklarını vurgulayarak, “devletin başındaki kişiye güveniyorum” gibi ifadelerle konuşmasına devam etti. Dayanışma talebi olan arkadaşlara orayı ben tavsiye etmiştim. Arkadaşlarıma karşı çok mahcup oldum. Yaşadığımız bu hukuksuz sürecin ve sosyal kırımın nasıl devam edebildiğini o gün daha iyi anlamıştım.

Bu kaos, sapla saman birbirinden ayrılıncaya kadar sürecek gibi duruyor. Bütün bunlar olurken, devletin derin bir boşluğa bırakarak, mağdur etmeye devam ederek hedef aldığı insanlarda intihara meyilli durumlar baş gösterir oldu. Bunca şey olmuşken, altı yıllık sürece rağmen hala net olarak KHKlıları savunamayan muhalefete de çokça şey söylemek gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s